Küresel piyasalarda yüksek enflasyona rağmen altının beklenen tarihi sıçramayı tam olarak gerçekleştirememesi yatırımcıların kafasını karıştırırken, ünlü piyasa analisti Ross Norman dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. 1970’li yıllardaki fiyat hareketlerine ve tarihsel verilere dikkat çeken Norman, altındaki devasa yükseliş dalgaları öncesinde piyasada sert bir geri çekilme yaşanabileceği konusunda uyardı.
Tarihsel Veriler Ne Söylüyor?
Ross Norman’ın aktardığı verilere göre, 1970’lerin ortalarında enflasyon baskısına rağmen altın talebinde ciddi bir gerileme yaşandı. Spekülatif ve yatırım amaçlı altın alımları 1974 yılında 519 ton seviyesindeyken, 1975’te 164 tona kadar düştü. O dönemde yüksek faiz oranlarının ve ekonomik yavaşlamanın enflasyonu dizginleyeceği beklentisi piyasalara hakim olmuş, bu durum altında geçici ancak sert bir düzeltmeye yol açmıştı.
“Asıl Risk ve Fırsat Sonrasında Başladı”
O döneme ait fiyat hareketlerinin birebir günümüze uyarlanamayacağını belirten Norman, yine de piyasa psikolojisine dikkat çekiyor:
“Altın ile enflasyon arasındaki ilişki her zaman doğrudan işlemez. Altın, yalnızca enflasyonun varlığına değil, politika yapıcıların bu enflasyonu kontrol altına alıp alamayacağına tepki verir. Piyasanın ekonomi yönetimine duyduğu güven zedelendiğinde asıl büyük kırılma gerçekleşir.”
Kritik İşaret Tahvil Piyasasında
Uzman isim, altının gelecekteki ana yönünü belirleyecek en önemli sinyalin tahvil piyasasından geleceğini vurguluyor. Tahvil faizlerindeki hareketlerin, ekonomi politikalarına duyulan bir güveni mi yoksa bütçe sürdürülebilirliği ve enflasyona dair derinleşen endişeleri mi simgelediği, altının kaderini çizecek temel unsur olacak.
Piyasalardaki genel beklenti, olası bir faiz veya enflasyon iyimserliği dalgasında altının önce bir miktar kar satışı ve düzeltmeyle gerileyebileceği, ancak ekonomi politikalarındaki olası tıkanıklıklarla birlikte ana yönün yeniden yukarı kırılacağı yönünde.











