Sabah saatlerinde Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesi olan 4,2 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi. Depremin ardından yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulundu.

NACİ GÖRÜR UYARDI: STRES BİRİKİMİ ARTTI

Naci Görür, 6 Şubat depremlerinin ardından Savrun Fay zonunda stres birikiminin arttığını vurgulayarak bir artçı deprem olduğunu ifade etti.

Görür'ün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım şöyle:

"Maraş, Huğtaş-Göksun'da 4,1 deprem. Muhtemelen 6 Şubat Elbistan depreminin artçısı. Çardak Fayı kırıldıktan sonra Göksun bölgesinde, Savrun Fay zonunda görece stres birikimi arttı. Savrun ve Saimbeyli fay zonları arasında Adana Havzasına doğru küçük küçük depremler oluyor."

İSTANBUL İÇİN DE UYARMIŞTI

Marmara'da olması beklenen 7 ve üzeri büyüklüğünde İstanbul'da yaşanacak senaryolar konuşuluyor.

Yerbilimci Prof. Dr. Naci Görür’e göre İstanbul’da beklenen depremin büyüklüğü 7,2-7,6 arası olacak. Hürriyet'e konuşan Görür, "İstanbul’un caddelerini düşünelim... Sokağın bir başından, bir sonundan ev yıkılsa zaten orası kapanacak. Dolayısıyla böyle bir depremde İstanbul’un sokaklarına girilemeyecek ve çıkılamayacak. Üstelik öyle bir felaket ki sana yardıma gelmesi gerekenlerin de başının derde girdiği bir ortam olacak. Belki itfaiyeciler depremden sonra çıkacak bir yangını söndürmek için derhal yardıma koşamayacak çünkü itfaiyenin olduğu yerler de muhtemelen yıkılacak" ifadelerini kullandı.

Hastanelerin ve havaalanlarının da yıkılacağını ve zarar göreceğini anlatan Görür, "Kanalizasyon patlıyor, içme suyuna karışıyor. Bütün hepsi toprağı kirletiyor. Topraktan akarsulara, göllere ve denizlere karışıyor. Kirli bir çevre, depremde ölen insanlardan çok daha fazlasını uzun bir zaman aralığında süründürerek öldürüyor. Bunların hiçbiri abartı değil" dedi.

MİKDAT KADIOĞLU: DEPREM ÇOK YAKINDA OLACAK

İTÜ Afet Yönetimi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ise olası Marmara depreminden yaşanacakları şöyle anlattı:

Marmara depremi için ezber bozan sözler! Marmara depremi için ezber bozan sözler!

"Vatandaş için deprem anı çok farklı olacak. Deprem çok yakında olacağı için binanın sağlamlığına göre evin içinde ayakta durmak, bir yerden bir yere gitmek mümkün olmayacak. İnsanlar çocuklarının yanına koşmaya çalışacak. Elektrik kesilecek. Eğer deprem gece olursa karanlık olacak. Bu yüzden acil durum ışığı olması lazım. Eşyanın devrilmesini, evin gıcırdamasını, yıkılan binaların gök gürültüsü gibi seslerini duyacaklar. Kendi binaları sağlamsa da camlar, duvarlar patlayacak."

Afetten sonraki, enkaz altındakilerin sağ çıkma ihtimalinin yüksek olduğu üç güne vurgu yapan Kadıoğlu, "Bu süre içinde arama kurtarma başlamalı. Ancak 72 saatlik bu zaman dilimi normal şehirler için geçerli. İstanbul’a ise profesyonel ekipler ancak bir haftada gelebilir. Olası bir İstanbul depreminde profesyonel ekiplerin zaten ilk dakikalarda herkese ulaşması beklenmiyor. Vatandaşlar yakınlarını tırnaklarıyla kaza kaza kurtarmaya çalışacaklar. Ağır hasarlı binaların beton bloklarını kaldıramayacaklar, vinç ve dozer arayacaklar. Yıkılan binalar yolları kapatacak" diye konuştu.

Depremin gündüz veya gece olması durumundaki senaryolara da değinen Kadıoğlu, "Gece olursa bütün aile bir arada oluyor ve bu yine daha iyi bir senaryo. Ama eğer gündüz olursa en kötüsü. Anne, baba, çocuklar hepsi başka yerlerde. Aileyi bir araya toplamak büyük problem olacak.

Haberleşme ve ulaşım sorunları yaşanacak. O yüzden aile afet planında haberleşmeden insanların yürüyerek nerede toplanacaklarını ve nasıl iletişim kuracaklarını planlamaları gerek. Şehir dışından bir iletişime geçilecek kişi belirlenmeli; anneanne, babaanne, dede olabilir. GSM operatörlerinin afette çalışmasını beklememek lazım. O sistem afet haberleşmesi için kurulmuş bir sistem değil" dedi.

Editör: Türkiye Kulisi