Evlilik birliğinde tasarruflu olmak her ne kadar takdir edilen bir durum olsa da, iş “aşırı cimrilik” boyutuna ulaştığında hukuken bir boşanma sebebi sayılabiliyor. Bursa’da yaşanan ve Yargıtay’ın emsal niteliğindeki kararıyla sonuçlanan olay, evlilik hayatında ekonomik şiddetin sınırlarını bir kez daha çizdi. Kendisine evde çay demlemeyi bile yasaklayan eşine karşı boşanma davası açan kadın, hukuk mücadelesini kazandı.
Evdeki Işığın Süresini Bile Sınırladı
Bursa’da yaşayan bir kadın, eşinin aşırı tutumlu davranışlarının artık hayatı çekilmez hale getirdiğini belirterek Aile Mahkemesi’nin yolunu tuttu. Mahkemeye sunulan dava dilekçesinde yer alan iddialar ise adeta pes dedirtti.
Genç kadın, eşinin eve misafir gelmesini kesinlikle istemediğini, evin yaşanabilir temel şartlardan tamamen uzak olduğunu belirtti. Evin temel ihtiyaçlarının bile karşılanmadığını ifade eden davacı kadın; evde çay demlemenin yasaklandığını, hatta odadaki ışığın bile belirli bir süreden fazla açık kalmasına izin verilmediğini iddia etti.
Ekonomik Şiddet Evliliği Bitirdi
Eşinin bu baskıcı ve aşırı cimri tutumu karşısında evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını belirten kadın, mahkemeden boşanma talebinde bulundu. Yaşadığı mağduriyetin karşılığı olarak da aylık 1.500 TL yoksulluk nafakası ile birlikte, faiziyle ödenmek üzere 30 bin TL maddi, 50 bin TL manevi tazminat talebinde bulundu.
Yargıtay Noktayı Koydu: Cimrilik Değil, Boşanma Nedeni!
Yerel mahkemenin ardından Yargıtay’a taşınan davada, yüksek mahkemeden evlilik hazırlığında olanları ve eşleri yakından ilgilendiren emsal bir karar çıktı. Yargıtay, hayatın olağan akışına aykırı derecedeki aşırı tutumlu davranışları ve eşi temel ihtiyaçlardan mahrum bırakmayı evlilik birliğinin sarsılması kapsamında değerlendirdi.
Bu kararla birlikte, eşlerden birinin diğerine uyguladığı aşırı kısıtlayıcı ekonomik baskılar, hukuk literatüründe bir kez daha kusurlu bir davranış ve boşanma sebebi olarak tescillenmiş oldu.
