Türkiye’deki altın sahipliği alışkanlığı, küresel piyasalardaki sert yükselişle birleşince ekonomi yönetiminin karşısına devasa bir “servet etkisi” çıkardı. Reuters’ın verilerine dayanan habere göre, Türkiye’nin toplam altın varlığı ülke ekonomisinin (GSYH) neredeyse yarısına ulaşmış durumda.
Altın Stoku 760 Milyar Dolara Koşuyor
Dünya genelinde jeopolitik risklerin artmasıyla ons altın fiyatının 5.000 dolar barajını aşması, Türkiye’deki altın stokunun değerini rekor seviyeye taşıdı. Yapılan hesaplamalara göre:
- Yastık Altı: Yaklaşık 600 milyar dolar değerinde altın bankacılık sistemi dışında tutuluyor.
- Resmi Varlıklar: Bankalardaki altın mevduatları ve Merkez Bankası rezervleri ile birlikte toplam stok 760 milyar dolara ulaştı.
- Ekonomideki Payı: Bu rakam, Türkiye’nin yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık GSYH’sinin %48,5’ine denk geliyor.
“Servet Etkisi” Dezenflasyonu Zorluyor
Haberde dikkat çeken en kritik nokta, altındaki bu değer artışının yarattığı harcama eğilimi. Sadece son bir yılda altın fiyatlarındaki %80’lik artış, vatandaşın elindeki varlığın dolar bazında 300 milyar dolardan fazla değer kazanmasını sağladı.
Bu durum, sıkı para politikasına rağmen iç talebin neden hala canlı olduğunu da açıklıyor. Ekonomistler, altın üzerinden sağlanan bu “karın” özellikle konut ve otomobil piyasasında talebi diri tuttuğunu, bunun da enflasyonla mücadeleyi güçleştirdiğini belirtiyor.
Ev Satıp Altın Alma Devri Kapandı
Geçmişte güvenli liman olarak görülen altını almak için mülk satma eğilimi, şimdilerde yerini tam tersi bir sürece bırakmış durumda. Piyasa gözlemcileri ve kuyumcular, son dönemde vatandaşların biriktirdikleri altınları bozdurarak ilk evlerini veya araçlarını almak için harekete geçtiğini ifade ediyor. Merkez Bankası verileri de altın mevduatının yoğun olduğu bölgelerde konut fiyat artışlarının diğer illere göre daha hızlı seyrettiğini doğruluyor.
Türkiye; Hindistan ve Almanya gibi ülkelerle birlikte dünyada hanehalkı altın sahipliğinde zirvede yer alıyor. Ancak yastık altındaki 600 milyar dolarlık devasa büyüklük, Türkiye’yi küresel ölçekte eşsiz bir konuma yerleştirirken, bu varlığın harcamaya dönüşmesi ekonomi yönetimi için kontrol edilmesi zor bir değişken haline gelmiş durumda.

















